Açıklama
Edvard Munch’un Kimyadikey bir kompozisyonun merkezinde ayakta duran iki çıplak insan figürünü; kıvrımlı biçimlerden, renk lekelerinden ve hareket çizgilerinden oluşan bir alanın çevrelediği şekilde betimler. Soldaki figür başını eğer ve karnının önünde uzun, yeşil bir nesneyi tutar ya da çapraz biçimde taşır; sağdaki figür ise yakınlık belirten bir hareketle kollarını ona doğru uzatır. Alt bölümde biri mavi, diğeri yeşil iki yuvarlak kap görülür; bu kaplar, tabanın üzerinden geçen bitkisel ya da dalgalı bir biçimle görsel olarak birbirine bağlanır. Bütün, gündelik hayattan tanıdık bir mekânı betimlemez; bedenlerin, nesnelerin ve renkli maddenin aynı dönüşüme katılıyor gibi göründüğü kuşatıcı bir ortam kurar.
Tarihsel ya da dinsel nitelikte anlatısal bir sahneden çok, alegori ve görsel deney alanında yer alır. Başlık, kapları gerçek bir laboratuvarın araçlarına dönüştürmeden, yorumu öğelerin birleşimine, değişime ve karşılıklı alışverişe yöneltir. İki figür bu deneyimin insani çekirdeğini oluşturur: Birbirlerine yakınlıkları bedensel ve ilişkisel bir boyut kazandırırken organik çevre, sahneyi simgesel bir alana taşır. Böylece tablo; bedenler, maddeler, dürtüler ve canlı biçimler arasındaki etkileşim üzerine görsel bir düşünce olarak yorumlanabilir.
Alt kenarda yer alan kaplar, bir arada tutma ve karıştırma fikrini çağrıştırır; akışkanlığın hâkim olduğu kompozisyon içinde küçük maddi odaklar işlevi görür. Figürlerin arasındaki boşluğu kat eden yeşil nesne, bedenlerini birbirine bağlayan aracı bir unsur gibi, aralarındaki bağı güçlendirir. Çevrelerini saran kıvrımlı biçimler ve renk lekeleri, ikincil bir süslemeden çok organik bir atmosfere yakın, duyusal bir ağ oluşturur. Çıplaklık, dikkati kırılganlığa ve fiziksel varlığa yöneltirken uzatılmış kollar ve eğik başlar; yakınlık, uyum ya da gerilim içeren bir ilişki kurar. Anlam, tam da tanınabilir olanla belirsiz olanın bu birlikteliğinden doğar.
Kompozisyon, açık renkli ve canlı bir arka planın önünde öne çıkan iki figürün oluşturduğu merkezî bir eksen aracılığıyla bakışı yönlendirir. Bedenleri görece dengeli bir dikey yapı sunar; ancak çevredeki kıvrımlı çizgiler ve kırık konturlar, her türlü durağanlık hissini bozar. Soluk pembe ve okra sarısı aydınlık bir etki yaratır; mavi, yeşil ve kırmızı tonlarla koyu çizgiler ise dikkati başlardan alt kısımdaki kaplara taşıyan karşıtlıklar oluşturur. Serbest fırça darbeleri ve yalınlaştırılmış biçimler, mekânın natüralist biçimde algılanmasını engeller. Munch, geleneksel bir derinlik oluşturmak yerine renk düzlemlerini ve çizgisel jestleri üst üste bindirerek figürleri sürekli hareket hâlindeki görsel bir dokunun merkezinde tutan, sarmalayıcı bir ritim yaratır.
Eser, Edvard Munch’la yaygın biçimde özdeşleştirilen özelliklerle tutarlıdır: psikolojik yoğunluk taşıyan figürler, kıvrımlı çizgiler, etkileyici renk kullanımı ve tanınabilir betimleme ile simgesel yalınlaştırma arasındaki sürekli gerilim. Burada kimya fikri bilimsel araçlarla değil, çıplak bedenler, kaplar ve onları saran renk örgüsü arasındaki ilişkiyle ifade edilir. Yeşilin alt bölümü sahnenin merkezine nasıl bağladığına ve yanlardaki renklerin figürlerin varlığına nasıl tepki veriyor gibi göründüğüne dikkat etmek gerekir. Beden, madde ve jest arasındaki bu etkileşim, resmin gücünü oluşturur: dönüşüm süreci gibi işleyen figüratif bir imge.
Yağlı boya tablo reprodüksiyonlarımızla ilgili sorularınız mı var? Sıkça sorulan sorular sayfamıza göz atın.

